Mustafa Sönmez

Yol Hesabı

1960 yılında Karayolları’na bir makine kuruldu. Belleği, durmadan dönen manyetik bir tamburdu. O zamanlar bu makinelere elektronik beyin diyorlardı. Türkiye’nin ilk bilgisayarıydı ve yol hesabı için alınmıştı, çünkü yollar uzadıkça hesaplar elle yetişmez olmuştu. Makineyi programlayanların çoğu matematikçiydi ama sonucunu bekleyenler yol yapan mühendislerdi.

İnşaat mühendisliğine İngilizcede “civil engineering” deniyor. Bu ad on sekizinci yüzyılda, kale ve tabya yapan askerî mühendislerden ayrılmak için kullanılmaya başlanmış. Kendine ilk kez “sivil mühendis” diyen John Smeaton, Manş Denizi’nde bir kayalığın üstüne deniz feneri dikmiş bir adamdı. “Civil” kelimesi Latincede yurttaş anlamına gelen bir kelimeden türemiş, uygarlık da aynı kökten. Ben bu mesleğin adını hep uygarlığın inşası diye okudum.

Anlatılanlara göre üniversitelere gelecek ilk bilgisayar aslında ODTÜ’ye gelecekmiş, ödeme gecikince İstanbul’a, İTÜ’ye gitmiş. ODTÜ kendi makinesini 1965’te kiraladı. Bir IBM 1620’ydi ve belleği, bugün telefonla çekilen bir fotoğrafın küçük bir köşesine sığardı.

O yıllarda ODTÜ İnşaat’ta okumuş bir ağabeyimizin anılarını okudum. Hesap cetvelini, bölümün hocalarının kurduğu bir fondan borç alıp taksitle ödemiş. Son sınıfta betonarmeyle çeliğin üstüne bir de bilgisayar dersinin program ödevleri binmiş, ne kadar bunaldıklarını anlatıyor. Askerliğini anlattığı yer daha çok aklımda kaldı. Terhisine az kalmış, bir jandarma tabur binasının statik hesabını yetiştirmesi gerekiyormuş. Hesabı ODTÜ’nün bilgisayarında, delgi makinesinde kart delerek bitirmiş.

Yazılımcıların her gün kullandığı bir kelime var, “compile”. Türkçesi derlemek. Latince kökünde iki parça duruyor, biri “birlikte”, öbürü “tokmaklayıp sıkıştırmak”. Bir yolun altı da böyle yapılır, malzeme katman katman serilir ve sıkıştırılır. Romalılar bu kelimeyi daha çok yağma için kullanmış ama o başka bir yazının konusu.

Uygarlığın inşası bugün de sürüyor, yalnız artık çoğu şey önce bilgisayarda kuruluyor. Bir köprü daha ilk kazığı çakılmadan ekranda depreme sokuluyor. Barajların kapakları, şehirlerin suyu ekrandan izleniyor. Bizim yazdığımız programların bir kısmı da yine şantiyelerde çalışıyor.

Ben de o koridorlardan geçtim, okurken de yazılım projeleriyle uğraştım. İnşaattan yazılıma ne zaman geçtiğimi soranlara hâlâ iyi bir cevap veremiyorum, çünkü bir yerden bir yere geçtiğimi hiç hissetmedim. Bir kez daha şansım olsa yine ODTÜ İnşaat’ı seçer, yine yazılım yapardım.

← Tüm mühendislik yazıları