Ezberleri Yıkmak
Genelde bize öğretilmek istenen bazı ezberler var. Bunların bazılarının bir yere oturmadığını düşünüyorum, hatta biraz da saçma.
Örneğin: “İşinize duyguları karıştırmayın.”
Önce hakkını vereyim. Bu sözü söyleyenlerin çoğu aslında şunu kastediyor: öfkeyle karar verme, eleştiriyi şahsına alma, sevdiğini kayırma, kırgınlığını karşındakine yansıtma. Buna itirazım yok, bunlar gerçekten işe zarar verir.
Ama söz orada durmuyor. Duyguyu toptan işin dışına itiyor, buna bir de profesyonellik adını koyuyor.
İnsanın duygusunu karıştırmadan yaptığı bir iş bana çok anlamsız geliyor. İyi işi ortaya çıkaran şey zaten duygu: merak, sahiplenme, kötü bir iş teslim etmenin verdiği utanç, işi bitirince duyulan gurur, karşındakinin derdini anlamak. Gece aklından çıkmayan bir hata da bir duygudur.
Bence mesele duygunun olup olmaması değil, neye yöneldiği. Duygu işe yönelmişse, yani iş iyi olsun ve karşımdaki derdine çare bulsun diye çalışıyorsam, bu profesyonelliğin ta kendisidir. Duygu kendime yönelmişse, yani egom, kırgınlığım ya da kimin haklı çıkacağı öne geçmişse, işte o zaman söz haklıdır.
Zamanında işi teslim edemeyince mahcubiyet duymuyorsan, yaptığın bir hatayı telafi etmek için çabalamıyorsan, işini erkenden bitirince ya da gurur duyacağın bir çıktı ortaya koyunca mutlu olmuyorsan, eserini bitirdikten sonra keyif almıyorsan… Evet, harika bir profesyonel oldun şimdi!
Tüm duyguları işe dökmek başka, duygulardan tamamen arınmak başka. İkincisi zaten mümkün değil. Bunu bir de profesyonellik diye sunmak, tevil götürmeyecek kadar zırva.